• Home
  • keyboard_arrow_right Featured
  • keyboard_arrow_right Genel
  • keyboard_arrow_right Işın Beril Tetik #PodiolabSoruyor

Featured

Işın Beril Tetik #PodiolabSoruyor

podiolab 8 Eylül 2022 122


Background
share close

#PodiolabSoruyor serimizin bu haftaki konuğu, Gerisi Hikaye Korku Konuşmaları podcast’inin yayıncılarından Işın Beril Tetik.

Korku edebiyatı, korku sineması ve korku kültürüne odaklanan şovu buradan dinleyebilirsiniz.

1- Podcast yapmaya nasıl ve neden başladınız?

Benim gibi yıllardır korku türünde kalem oynatan, ekibimizin diğer üyeleri sevgili Galip Dursun ve Demokan Atasoy ile uzun yıllara dayanan sıkı bir dostluğumuz olması bir yana, daha en başından itibaren birlikte ilgi duyduğumuz konularda saatlerce konuşmayı, beyin fırtınası yaparak herhangi birimizden çıkan bir fikirle yeni projeler üretip hayata geçirmeyi alışkanlık edinmiştik. Açıkçası podcast’le de Demokan’ın ortaya yeni bir fikir koymasıyla tanıştım.  

Podcast kavramı yurtdışında yeni anlaşılmaya başladığı sırada Demokan halihazırda bazı podcast’leri düzenli takip ediyordu ve bizim gibi çeşitli konularda saatlerce sohbet eden iflah olmaz çenebazlar için bu formatın mükemmel olduğunu düşünüyordu. Ayrıca bu yayın formatı bizim daima peşinde koştuğumuz bir hayale de aracı olacaktı; korku ve diğer spekülatif kurgu türleri ve bu türleri besleyen, alakalı ne varsa, bildiğimiz, konuştuğumuz araştırdığımız ve elbette öğreneceğimiz bilgileri başkalarıyla da paylaşmak.  

Bu bulunmaz bir fırsattı ve biz de böylece hemen kolları sıvadık. Kendi formatımızı belirleyerek 2014 Kasım ayında kayda başladık. Böylece ben de podcast dünyasına katılmış oldum. 

2- Sizin için bir podcast’i dinlenebilir kılan şey nedir?

Benim için bir podcast’i dinlenebilir kılan akıcı ve anlatılanın anlaşılabilir olması. Karmaşayı sevmiyorum. Ayrıca konusu itibariyle doyurucu olmalı. Öğrenmeyi, bildiğimin üzerine eklemeyi seven, meraklı biriyim. Eski, yeni, bildiğim veya bilmediğim fark etmez, bana bilgi vermeli ve bir şeyler katmalı. 

3- Podcast yapmakla ilgili en çok neyi seviyorsunuz? Neden?

Öğrenmeyi ve öğrendiğimi işleyerek paylaşmayı seviyorum. Her ne kadar podcast’imizin içerdiği konulara dair iyi bir alt yapımız olsa da daha bilmediğimiz alakalı pek çok unsur var. O yüzden en çok bu unsurları bulup çıkarmayı, daha derinlemesine incelemeyi ve vardığım kanıyı başkalarıyla tartışmayı seviyorum. Bu da üçümüzün arasında dönen sohbetleri benim için çok daha keyifli hale getiriyor. 

4- Podcast sayesinde başınıza gelen en iyi şey nedir?

Disiplin sanırım. Ortaya iyi bir şeyler çıkarmak için disiplinli hareket etmek gerekiyor. Bir tasarımcı, yazar ve podcast yayıncısı olarak artık üç mesleğim olduğunu kabul ederek daha ciddi ve programlı çalışıyorum. Bu da eskisine nazaran daha verimli olmamı sağlıyor. Verim arttıkça fikir halindeki projeler daha hızlı hayata geçiyor. 

5- Podcast’inizle ilgili başarısız olduğunuz şey ne oldu?

Sosyal medya tanıtımı konusunda başarısız olduğum söylenebilir. Ne yazık ki sosyal medya özürlü biri olduğumdan günde ancak beş on dakika ziyaret edebiliyorum, fazlasından hoşlanmıyorum. Tam anlamıyla işlevsel kullanabildiğim de söylenemez zaten. Nedense bir tek bu konuda tembelim. Hal böyle olunca, podcastimizin tanıtım ve yayın işlerini, tamamen işin ehli ortaklarımın sırtına yıktım. Benim bu konudaki beceriksizliğim göz önüne alınınca, onların da durumdan şikayetçi olduğunu sanmam.

6- Podcast dışı hangi beceriniz size podcast yaparken yardımcı oldu?

İlgi duyduğum konularda durmaksızın konuşma becerim. Şaka gibi görünse de bu gerçekten doğru. Belli bir konuya merakım ve ilgim varsa saatlerce konuşabilirim. Aslında bütün ekip öyle. Bazen kayıt yaparken bile, ki konuyu toparlamamız için belirlenmiş bir süre var, konuşmaya bir dalıyoruz, bir bakmışız üç saatlik kayıt olmuş. Neyse ki Demokan içimizde en disiplinlimiz de “artık bir noktada dursak iyi olur” diyerek sohbeti dizginliyor. Yoksa her bir konunun beş altı bölüme ulaşması içten bile değil.  

7- Bir podcast bölümü oluştururken nasıl süreçlerden geçiyorsunuz?

Bildiğiniz üzere Gerisi Hikâye’yi her biri yirmi üç bölümlük sezonlar halinde hazırlıyoruz. Şu anda onuncu sezona hazırlanıyoruz. Bu işe başlamadan önce program formatını oluştururken epey sıkı bir çalışma yaptık. Format ortaya çıktığında, bir sonraki aşama konulara dair bir liste çıkarmaktı. Birinci bölümü kaydederken başlangıç olarak halihazırda elimizde yüz seksen maddelik bir liste vardı. Şimdi bu liste üç yüz maddeyi geçti ve her sene yeni şeyler ekleniyor. 

Bölüm konularını sezon dengesini koruyacak şekilde dizi, film, yönetmen, yazar, kitap, tür, alt tür, tema, tarz, akım, yöntem, tarih, mitoloji gibi kısımlara ayrılmış konu listemizden seçiyoruz. Yani sezon başında zaten bu yirmi üç bölümde ne konuşacağımız belirlenmiş oluyor. 

Sezon belirlendikten sonra kimi konuyu yoğun bir şekilde kayda birkaç gün kala, kimi konuyu ise sezon içinde sırası gelene kadar ağır ağır çalışıyoruz. Bölümlerin kaydı tamamlandıktan sonra Demokan montajı yapıyor, Galip yayına hazırlayıp sokuyor.

Görsel tasarımları Galip yapıyor, sosyal medyayı da ikisi birlikte yürütüyorlar. Bense konuları hazırlayıp tasarlamaktan ve kaynak-referans bulmaktan sorumluyum. Bölüm yayına girdiğinde çalıştığımız kaynakları da mutlaka veriyoruz ki konunun daha derinine inmek isteyen için kolaylık olsun. Zaman zaman ufak tefek değişiklikler yapsak da genel olarak sezon ve bölüm aşamalarımız bu şekilde. 

8- Bir podcast bölümünüzün pazarlama / tanıtım sürecinde neler yapıyorsunuz?

Gerisi Hikâye ücretsiz bir podcast olması sebebiyle, bizim için tanıtım daha geçerli bir ifade sanırım. Tanıtım için çoğunlukla sosyal medyayı kullanıyoruz. Bunun haricinde sahnede canlı program yaptığımız, söyleşilere veya panellere katıldığımız da oluyor. Katıldığımız fuar veya toplantılarda dinleyicilerimizle bir araya gelmeyi seviyoruz. 

9- Bölümleriniz için konuk bulmanız gerektiğinde nasıl bulabiliyorsunuz? Nasıl bir araştırma yapıyorsunuz?

Biz konuk konuşmacı konsepti olan bir program olmadığımız için genelde konuk almıyoruz. Bugüne kadar, hazırladığımız dokuz sezon ve iki yüz yedi bölüm içerisinde, istisna olarak bir tek Çizgi Roman konulu bölümümüzde, Seyfettin Efendi ve Olağanüstü Maceraları adlı çizgi romanının yaratıcısı, sevgili çizer dostumuz Devrim Kunter’i aldık konuk olarak. Çizgi Roman dünyası ile ilgili leziz bir sohbet yapmıştık o bölümde.  

Tabii bugüne kadar başka konuk almamamız bir daha hiç konuk almayacağız anlamına gelmiyor. Yalnızca format sebebiyle denk düşmedi diyelim. İleride tek tük de olsa işleyeceğimiz konularla alakalı düşüncelerine değer verdiğimiz başka konuklar da alabileceğimizi düşünüyorum. 

10- Podcast’inizi büyütmek adına bulduğunuz en etkili yol nedir ve bunu nasıl uyguluyorsunuz?

Sıkı çalışmayı, ciddiyeti ve istikrarı elden bırakmadan, yapılan işe gerektiği saygıyı gösterip devamlılığı sağlayarak dinleyicide yer edinmek. Yani yavaş ve sağlam adımlarla büyümek. Bizim amacımız bir anda büyüyüp, parlamak olmadı hiçbir zaman. Bu işe kâr amacı gütmeden, yalnızca sohbetlerimizi ilgi duyanlarla paylaşmak ve gelecek nesillere spekülatif türlere ilişkin bir hazine sandığı bırakmak arzusuyla başladığımızdan, önceliğimiz daima işimizi aynı disiplinle sürdürmek oldu. Elbette görünür ve kolay ulaşılabilir olmak, etkileşimi artırmak, mümkün olduğunca çok kişiye ulaşmak için de bazı çalışmalar yapıyoruz. Ancak bugün bizi geldiğimiz noktaya getiren ve büyümeye devam etmemizi sağlayan, işimize ve dinleyicimize karşı sadakatimiz oldu.  

11- Mevcut podcast’inize baştan başlamış olsaydınız bu sefer neyi farklı yapardınız?

Baştan başlayacak olsam herhangi bir şeyi farklı yapmak isteyeceğimi sanmıyorum. Açıkçası Gerisi Hikaye’nin olduğu halinden gayet memnunum. Başlangıçta programın nasıl olması gerektiğini enine boyuna düşünüp formatı amacımıza en iyi biçimde hizmet edecek şekilde kurguladığımız için, podcast’imizde “ah keşke şunu farklı yapsaydık” diyebileceğimiz bir süreç yaşamadık.  Bazen ufak tefek düzeltmeler, eklemeler yapıyoruz tabii ama bunlar da çoğunlukla spontane gelişen geçici dokunuşlar oluyor. 

12- Diğer podcast yayıncılarına ne gibi tavsiyeler verirsiniz?

Her podcast’in kendine has bir formatı ve amacı, hitap ettiği ayrı bir dinleyici kitlesi var. Keza hazırlıkları, kayıtları, yayınları ve yayıncının tecrübeleri de farklı oluyor. Ama genel bir tavsiye vermek gerekirse, özellikle bu işe yeni başlayacaklar için bir önerim olabilir. 

Öncelikle podcast, her ne kadar dışarıdan kolay gibi görünse de aslında oldukça emek isteyen bir iş. O yüzden yeni yayıncıların, her şeyden önce bu işin vakit, özen, sıkı çalışma ve özveri istediğini iyice anlamaları ve program formatlarını ona göre oluşturmaları yararlarına olur. 

Bir başka önerimse bölümlerin derli toplu bir şekilde sunulması. Spontane sohbet elbet güzeldir ancak bir süre sonra tekrara düşmekten kaçamıyor. Bunu önlemenin yolu ise konuşacağınız konuya dair önceden hazırladığınız notlarınız doğrultuda program içerisinde dengeli bir dağılım yapmak. Yani konu dışı sohbete dalıp esas meseli kaçırmamalı. Şakası da konu dışı gevezeliği de konuyla ilgili fazladan ayrıntısı da miktarında olmalı. 

Miniler

1- Kullandığınız mikrofonun markası nedir?

Baştan beri iPad mikrofonu ile kayıt yapıyoruz. Ayrıca mikrofon kullanmıyoruz.

2- Hangi donanımı kullanıyorsunuz?

iPad

3- Hangi yazılımı kullanıyorsunuz?

Audio Memos adlı uygulamayı kullanarak kayıt alıyoruz. Montajı da Adobe Audition ile yapıyoruz.

Rate it
Previous post

Post comments

This post currently has no comments.

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *